Adasu ve Evreleri

16 Ekim 2011
By

               Evet bu ayın 11. günü yani 11.10.2011 tarihi bizim için önemli günlerin başında geliyor. Çünkü her ekim ayının 11. günü yurtta ve dünyada evlilik yıldönümümüz olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Bizde bu etkinlikler çerçevesinde dünya barışı dileyerek ve Afrika Boynuzundaki kıtlığı düşünerek biraz buruk kutladık ve bu yılki ödenekten biraz kesinti yaparak daha az masraflı bir evlilik yıldönümü geçirmeyi kararlaştırdık.

           Akşam iş çıkışı elime bir buket çiçek alıp evin yolunu tuttum. Amacım akşam evdeki küçük canavarı alt ederek çiçeği annesine sağ salim ulaştırmaktı ama hayalden öteye geçemedi. Daha kapıyı almadan içerden bir çığlık sesi yükseldi. Tam aman tanrım ne oluyor demeye kalmadan içerden gelen baba, geldi, kapı, aç bağrışmaları arasında kapı açıldı ve.

         Ve işte küçük canavar  tam karşımda. meraklı ve arayış içindeki gözlerle bana bakarak elimde kolumda cebimde birşeyler olduğu düşüncesiyle beni izliyor. ve işte o beklenen soruyuda soruyor: ” – Baba ne aldın bana?”

         O dakikaya kadar o canavar için birşeyler almak aklımın ucuna teğet bile geçmemişken o sorudan sonra başımdan osmanlı askerlerinin düşman yağmacılarına karşı kullandığı en iyi savunma silahı olan kızgın yağlar dökülmüş gibi oldu.

         2 sn. lik bir gecikmenin arkasından elimdeki çiçekler tekrar hafızama hızlı bir giriş yaptı ve : ” – kızım bak sana çiçek aldım!” demek gafletinde ve zorunluluğunda buldum kendimi. daha çiçeği uzatıp uzatmama konusunda karar verememişken hızlı ve çevik bir davranışla çiçekler aniden elimden kayıp canavarın elleri arasına geçiverdi.

            Tam ben ne olduğunu anlamaya çalışırken canavarın anneside içerden geldi ve önce bir bana, sonra bir adaya ve sonrada elindeki çiçeklere baktı. Bu bakış anları ve olayı kavraması arasında geçen 2.48 saniye süre sonrasında Ada Su ya doğru ilerleyerek çiçekleri almak için tatlı birkaç söz söylesede nafile. Ok yaydan çıkmıştı bi kere. Ada bir kaç çabuk seri çalım sonrasında girişten salona doğru hızlı bir koşu yapmış annesi ise onun arkasında akşam koşusuna başlamıştı bile. Ada önde “- çiçek benim vermeyeceğim”, annesi arkada ” – o çiçek benim bana ver” nidaları arasında tavşan kaç tazı tut oynarlarken, ben de yaklaşık yarım saatlik bir süre boyunca onları izledim.

             Bu iki kadının çekişmesi bana şu ünlü atasözümüzü hatırlattı: ” kadın işte :) . neyseki bir süre sonra bu olay tatlıya bağlandı. Evet tatlıya bağlandı. Annesi mutfaktan  bir kase dondurma ile geldi, açıkça rüşvet teklif ederek dondurma ve çiçek arasındaki değiş tokuş yapılmış oldu.

            Sanırım dondurma daha cazip gelmiş olmalı ki Ada Su hiç sesini çıkarmayıp dondurmasını alarak koltuğuna çekildi ve uzun bir süre  orada dondurması ile meşgul oldu.Bu da bana güzel bir ders oldu:” Bir yıl sonraki evlilik yıldönümümüze 1 buket çiçek+1 kase dondurma + bir adet kask ile gelmek“. Onu notlarımın arasına yazdım. Seneye burada işe yarayıp yaramadığı paylaşırım :)

Tags: , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

ADASU FAN CLUP

Son Yorumlar

FACEBOOK

Facebook'ta Paylaş
Partly powered by CleverPlugins.com
GetRank - Webmaster and Seo Tools